“Bazen hayat zorlaşır ve hayatın yükünü paylaşmak isteriz. Bu yüzden de hepimiz bir beyaz atlı prense sahip olmak isteriz. Bazen bulduğumuzu sanarız, bazen olmayacak birini zorla beyaz atlı prens yaparız. Bazen de gerçekten bir atlı prens, bir atlı prenstir.”
Geçtiğimiz günlerde British Vogue bir yazı yayınladı ve soru şuydu:
“Erkek arkadaşa sahip olmak şimdi utanç verici mi?” Bence sorunun cevabı basitti. Eğer bir kadın hayatın temellerini sadece bir erkek üzerinden kuruyorsa ve ilişkisini ondan aldığında elinde hiçbir şey kalmıyorsa, bu utanç verici değil ama bağımlı bir hayat demektir; kendi kimliği yok demektir. O ilişkinin verdiği sınırlar içinde yaşıyor demektir.
Yazarın paylaştığı yazıda daha çok sosyal medyada sevgiliyi paylaşmak veya paylaşmamak üzerinde duruluyor. Kadınlar sevgililerini sosyal medyada paylaşmak istemiyor; çünkü takipçi kaybediyorlar ya da paylaştıklarında yüzlerini blurlayarak, bazen de araba direksiyonunda sadece ellerini göstererek paylaşıyorlar. Buradaki hedef, erkeğin gölgesinde olmadan kendi varlıklarını kanıtlamak. Birçok kadın için sevgilinin olması, artık aynı hedefe yürüyemediklerinin bir kanıtı gibi algılanıyor. Çünkü bu noktadan sonra kadın, başarılı ve kendi için bir şeyler yapan biri olmaktan çok, sevgilisi ya da eşi etrafında hayatı dönen ve ona göre yaşayan biri olarak görülebiliyor.
Bütün bunları kendi açımdan düşündüğümde, uzun süredir takip ettiğim bir influencer’ın sevgilisi olması ya da evlenmesi, onu takipten çıkmam için bir neden olmuyor. Çünkü genelde onu takip etme sebebim, ilişkisi değil; içerik üretmeye devam etmesi. Genelde influencer’ları anne olduklarında takip etmeyi bırakıyorum; çünkü içerikleri sadece bebek üzerine oluyor ve tamamen değişiyor. Ama anne olmasına rağmen içeriği değişmeyen influencer’ları takip etmeye devam ediyorum.
Bence Vogue‘nun yazısında da olduğu gibi, aslında kişinin bir ilişkisi olup olmadığı önemli değil. Önemli olan, onu daha önceden takip eden insanların, yani topluluğunun, hala ilgisini çekecek içerikler üretmesi. Ülkemizde bunun en güzel örneklerinden biri Orkun Isıtmak. Gençlik yıllarından evliliğine kadar hep topluluğunun ilgisini çekecek şeyler üretmeye devam etti ve ilişkisini de buna entegre etti. Bugün hala çok büyük ve aktif bir kitlesi var.
Yazıda ülkemize uyduğunu düşündüğüm kısım ise daha çok nazar meselesiydi. Kadınlar kötü gözden ve kötü niyetten korktukları için eşlerini ya da sevgililerini paylaşmıyor. Ayrıca güven problemleri de çok yaygın. Genelde influencer’ların sevgilisinin de sosyal medyası varsa, takipçiler tarafından hemen takibe alınıyor ve başka kadınlar tarafından eşlerine ya da sevgililerine mesaj atılma ihtimali yüksek oluyor. Bu da ilişki içinde huzursuzluğa neden olabiliyor.
Ülkemizde aynı zamanda linç kültürü de çok yüksek. Herhangi bir şey için linçlenebilir ya da ilişkinizi nasıl yaşamanız gerektiği size dikte edilebilir.
Tüm bunları bir kenara bırakıp soruya dönersek:
Erkek arkadaşımızın olması utanç verici değil; eğer bütün benliğimiz ve kimliğimiz ona göre şekillenmiyorsa.
Sevgiler,
Pskilog Ezgi Cicek

